Derdim Bitmiyor
Benim derdim bitmiyorki
Bülbül goncasina öttü
Benim derdim bitmiyorki
Senin ile alem baska
Gözlerin düsürür aska
Görmeseydim seni keske
Benim derdim bitmiyorki
Sanki abu-hayat içti
Kanat vurup göge uçtu
Aklim isyan edip kaçti
Benim derdim bitmiyorki
Yerin gögün fermani o
Su gönlümün kervani o
SEFAI’nin dermani o
Benim derdim bitmiyorki
Bu Gece
Eşiğine varıp durdum be gece
Seksen üç haneyiİ döndüm dolaştım
Viran oldu gönül yurdum bu gece
Ardan da deli gönül aradan
Bir çift göz göründü geçtim oradan
Yüz on dört kez berat verdi Yaradan
Muhabbeti kendime sordum bu gece
Belki sarhoş, belki ayyaş deliyim
Sefaiyem nereden bileyim
Tut elimden artık sana geleyim
Yıldızlara badal vurdum bu gece
Martı -şiir-
Kanatları,
lacivert denizlerin yansımasıyla
maviye çalan
ürkek bir martı gibisin.
Dünyanın en ürkek,
dünyanın en hassas,
dünyanın en tatlı martısı.
Her kanat çırpışında usulca
uzaklaşıyor,
uzaklaşıyorsun sevdiklerinden
süzülerek.
Sen süzülüyorsun,
gözlerimden yaşlar süzülüyor.
Gözlerimden yaşlar süzülüyor
denizlerin maviliğine,
gözlerimden yaşlar süzülüyor
sana ağlayan yüreğime.
Her kanat çırpışında
uzaklaşıyorsun
uzaklaşıyorsun ama,
sen kanatlarnı çırparken
senle çırpınan
sevda dolu yüreğime
hüzünlü akşamlardan kalan bir hisle
daha da,
daha da
yaklaşıyor,
yaklaşıyorsun…
Martı’ya yazılanlar
Yazıyoruz biz insanlar.
Duyguları , tecrübeleri ,yaşananları yahut yaşanması istenenleri, hayalleri acıları ve adahasını yazıyoruz…
İşte bende yazdım bişeyler…
Ve daha önceden yazılanları da topladım…
Bütün bunları Tanıdığım En Güzel Martı için yaptım…
Okuyun kopyalayın yorumlayın
Eleştirin ama hepsini saygıyla yapın
Ben yaptım kolay olmadı pek ama sizden yapmak istediklerim konusunda size kolay gelsin….
Sevgi,aşk ve muhabbetle kalın…
Martılar -deneme-
| Martılar…
Şiirimizde farklı ve olumlu bir yeri vardır martıların… Öznenin vurgusunu güçlü kılmada çok önemli dinamiktirler… Martısız bir İstanbul şiiri olmaz mesela… Yoksa bu kentin gökyüzündeki pırıltıyı yansıtamazsınız mısralarınıza… Aksi halde, yansıyan yalnızca bir mavilik olacaktır… Yalnızca bir renk… Yaşamından, hareketliliğinden, coşkusundan, heyecanından arınmış bir renk yalnızca… Ve o şiir; martısızsa eğer, öksüz kalacaktır… Martısız bir Deniz şiiri de olmaz… Ya da içinde denizin anlatıldığı bir şiir… Olmaz… Balıklar ve yakamozlarla yıkanan dalgalar kadar önemlidir Martılar deniz için… O karanlık mavideki koşuşturmacayı, bir balığın tedirginliğini ve sular altındaki o dünyanın dışarıdaki dünya ile kurduğu köprüyü, etkileşimi martısız anlatamazsınız… Bunların olmadığı bir deniz; şiirden yalnızca büyük bir su kütlesi olarak yansıyacaktır… Ve o deniz; martısızsa eğer, çok yalnız kalacaktır… Çöplükler mesela… Martısız anlatamazsınız… O kentin sosyolojisini, hayatın/ insanın algılanışını, yoksulluğunu vurgulayamazsınız… Martısız bir çöplük üzerinden yapacağınız şiirsel sorgulamada… Martılar çöplükler için önemli bir sosyolojik göstergedir çünkü… Kent bilinçliliği, yönetimsel sorumluluklar vs. gibi… Ve o çöplükler; martısızsa eğer, insanı anlatamazsınız… Kirleten değildir Martılar… Çirkinleştiren, çürüten… Değillerdir… İnsandır bunları yapan… İnsandır bakir hayatın kızlığını bozan… Martılar sadece buna işaret ederler… Gözümüze soka soka… Anlamayız… Martıları… Kızarız… Bu Örnekleri çoğaltmak elbette mümkün… Her şairin martılara mutlaka bir şiiri vardır… Yazmamış olsa bile… Felsefede de Martıların çok mühim bir yeri vardır… Richard Bach’ın Martı Jonathan Livingston örneği ilk aklıma geleni mesela… “Durgun denizin minik dalgac ıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı. Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu.” diye ba şlayan ve dünyada neredeyse artık her evde olan felsefe kitabı…. Bir Martı üzerinden, bir hayatın anlatıldığı… Önemlidir Martılar… Ve A. Çehov… Ve diğerleri… Martısız hayat olmaz… Ne Gökte… Ne Denizde… Ne de Karada…
anonim
|